Türk Nippon Sigorta Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu, verdiği ilk röportajda, Türk Nippon Sigorta’nın öncelikli hedefinin sağlıklı büyümek ve müşterilerine kaliteli hizmet sunmak olduğunu söyledi.
Geçtiğimiz sene Harel grubu tarafından satın alınan Türk Nippon Sigorta 4 yıl sonra ruhsatını yenileyerek sektöre geri döndü. Genel Müdür Yusuf Cemil Satoğlu, Türk Nippon Sigorta’nın sektörün yabancı olmadığı bir şirket olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: “Türk Nippon Sigorta 1991 yılında Türkiye Sınai Kalkınma Bankası ile Nippon Fire şirketinin ortaklığında kuruldu. Daha sonra Sümerbank ortaklığı ile faaliyetlerini sürdürdü. Sümerbank ile yaşanan problemli dönemden dolayı TMSF’ye devredilen şirket, 2001 yılında HNS adındaki yabancı bir grup tarafından satın alındı ve 2004 yılına kadar hizmet verdi. 2004’te kendi isteğiyle üretimini durduran şirket, 2008 yılında önemli bir sigorta grubu olan Harel tarafından satın alındı.”
Harel’in hayat ve hayat dışı branşlarda uluslararası alanda yatırımları olduğunu belirten Satoğlu, grubun Türkiye’de de Türk Nippon Sigorta’yı alarak faaliyete geçme kararı aldığını kaydetti. “Şirketin büyük bir sigorta grubunun bünyesinde olması hem sektör hem Türkiye adına oldukça önemli. Yabancı bir yatırımcının Türkiye’ye yatırım yapması ülkeye olan güvenin bir işareti olarak görülmeli. Bu anlamda bizim de bir payımızın olması son derece gurur verici. Harel’in asıl işinin sigortacılık olması da önemli bir unsur. Yatırımcımız uzun dönemli bir yatırım planıyla geliyor ve Türkiye’yi ileriki dönemde çok büyük bir potansiyel olarak değerlendiriyor” diyen Satoğlu, yeni bir şirket kurulması ya da bir şirketin yeniden faaliyete geçmesinin sektör adına ciddi bir kazanım olduğunu vurguladı.
SAĞLIKLI VE KALİTELİ BÜYÜME
Şirketin hedeflerinden bahseden Satoğlu, uzun vadede düşüncelerinin Türk Nippon Sigorta’yı farklı kılacak bir oluşum içerisine girmek olduğunu söyledi. “Bunun için öncelikli hedefimiz kalite. Şirketimizin hem hizmet anlamında hem de şirket ve çalışanlar olarak kaliteli bir duruş sergilemesini istiyoruz” diyen Satoğlu, bunun için de şirketin sağlıklı büyümesi gerektiğini ifade etti. Satoğlu, “Şirketin çok maceracı ve hızlı büyümeyi öngören bir yapıda olmaması gerekiyor. Bizim hedefimiz sağlıklı ve kaliteli bir şirket olmak. Üretim ve pazar payı anlamında çok iddialı hedefler koymayacağız. Kaliteli ve sağlıklı büyüyen bir şirket olarak, acentelerimize ve müşterilerimize kaliteli hizmet vermeyi öngörüyoruz. Bunun için gerekli altyapı çalışmalarımız devam ediyor” şeklinde konuştu.
‘ÜMİTSİZ OLUNMAMALI’
2007 yılında yürürlüğe giren Sigortacılık Yasası ile sektörün olumlu bir döneme adım attığını söyleyen Satoğlu, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisinin de bu olumlu tabloda etkili olduğunu kaydetti. 2008 yılında dünyada yaşanan global krizin ise diğer sektörler gibi sigorta sektöründe de olumsuz etkiler yarattığını belirten Satoğlu şunları söyledi: “2008 yılında dünyada yaşanan kriz global bir kriz olduğu için sektörümüzde de etkilerini hissedeceğiz. Ancak bu konuda çok ümitsiz olmamak lazım. Çünkü krizler fırsatları da beraberinde getirirler. 2009 yılı için sıkıntılı bir dönemden geçeceğimiz mutlak ancak krizin etkisinin uzun boylu olacağını düşünmüyorum.”
Kriz döneminin sektör açısından birtakım sağlıklı gelişmeleri tetikleyeceğini düşünen Satoğlu, “Sektör geçtiğimiz dönemlerde krizlerden yara alarak çıksa da devamını iyi getirdi. Bu tip gelişmeler sektörün daha sağlıklı önlemler almasına neden oluyor. Geçtiğimiz dönemlerdeki çarpık rekabet anlayışının hızını kestiğini düşünüyorum. Sektör artık ayağını yorganına göre uzatmayı öğrenmeye başladı. Bu dönemden de geçmişin getirdiği tecrübe ile daha dirençli ve sağlıklı çıkılacağını düşünüyorum. Sigorta sektörü tüm sektörlerle iletişim halinde. Otomotiv, inşaat, tekstil, turizm gibi sektörler krizden etkilendiğinde sigorta sektörü de etkilenecektir tabii ki. Ancak 2009 yılı için bu krizden ciddi yaralar alınacağını sanmıyorum” şeklinde konuştu.
‘SEKTÖR KRİZDE DEMEK YANLIŞ’
Krizlerdeki en önemli zorluğun tüketici alışkanlıklarının değişmesinden kaynaklandığını vurgulayan Satoğlu, “Krizin ekonomiyle ilgili kısmını çözümlemek daha kolay ancak psikolojik tarafını düzeltmek oldukça zor. Bu dönemlerde tüketim alışkanlıkları değişiyor ve insanlar daha çok birikime yöneliyorlar. Ancak resesyon döneminin hızlı şekilde aşılması için mümkün olduğunca tüketim alışkanlığının devam ettirilmesi gerekiyor” dedi. Ekonomiyi bir devir daim olarak düşünmek gerektiğine değinen Satoğlu, ekonomide resesyon ve krizlerin yaşanmasının doğal olduğunu ancak bunları hızlı şekilde tamir etmek gerektiğini kaydetti. Satoğlu konuşmasını şöyle tamamladı: “20 yıl önce krizler sadece ülkeleri etkilerken şimdi domino taşı gibi bir yerdeki kriz tüm dünyayı etkiliyor. Artık lokal güçler yok, global güçler var. Resesyon kötü bir durum ancak yaşanabilir bir gerçek. Önemli olan durumdan en az etkilenecek önlemleri almak. Kriz yok ya da olmayacak demek çözüm değil ancak sürekli olarak kriz ortamını ön plana çekerek tüketici üzerinde krizin ağırlığını hissettirmeye çalışmak da doğru değil. Geçtiğimiz günlerde bazı büyük sigorta devlerinin zor durumda kaldığı ve hükümet desteği alarak ayakta kaldığı konuşuldu. Aslında bu sigorta şirketleri yaptıkları işlerden dolayı değil, yapmış oldukları yatırımlarından dolayı zorda kaldılar. Bunu sigorta sektörü krizde diye lanse etmek doğru değil. Çok büyük bir afet mi yaşandı ki sigorta ve reasürans şirketleri zorda kalsınlar?”
‘SEKTÖR ATILIM YAPACAK’
Geçtiğimiz dönemlerde mali kârların yüksek olmasının zaman zaman teknik kârlardan vazgeçme lüksünü beraberinde getirdiğini söyleyen Yusuf Cemil Satoğlu, “Mali kârlar düşünce şirketler yaptıkları işlerden kâr elde etmek durumunda kaldılar ve yavaş yavaş bunu öğrenmeye başladılar. Rekabet konusu ise henüz gündemden kalkmış değil. Özellikle son aylarda üretim kaygısı nedeniyle rekabet yaşanıyor ancak eskisi kadar ölümcül bir rekabet değil” dedi. Yabancı sermayedarların sektörün ciddi bir büyüklüğüne sahip olduğunun altını çizen Satoğlu, yabancı yatırımcıların anlayışında bizim geçmiş alışkanlıklarımızı görmenin mümkün olmadığını söyledi. Satoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Geçmiş alışkanlıkların ortadan kalkmaya başlaması, sektörün geçtiğimiz dönemlerden iyi dersler çıkarması, yasal düzenlemelerle sektörün daha güvenli kılınması ve yabancı yatırımcıların da getirdiği bir takım alışkanlıklarla birlikte sektörde önümüzdeki dönemde çok olumlu bir dönem yaşanacak. 2009’da global krizin etkileriyle bu olumlu tablo pek görünmeyebilir ancak 2010–2011 yıllarında Türk sigorta sektörünün ciddi bir atılım yapabileceğini düşünüyorum.”


