ImageABD ve dünya finans piyasalarında yaşanan türbülans, altıncı ay rakamlarında sigorta sektöründe etkisini iyice gösterdi.

 

 Sektörün büyümesi ÜFE’nin 5 puan altında kalırken, sektör temsilcileri yılsonunda büyümeden umutlarını kestiler.
Bir yıldır tüm dünyayı etkisi altına alan ABD’deki mortgage krizi, sigorta sektörünü de vurdu. Sigorta sektörünün 2008 yılı ilk üç aylık üretim rakamları, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artarken, altıncı ay bittiğinde bu oran yüzde 12’ye düştü. İlk üç ayda reel büyüme sürüyor gibi gözükürken, altı ay sonunda enflasyonun TÜFE’de 10.61, ÜFE’de ise 17.03’e yükselmesi, sigorta sektörünün büyümesinin iyice durduğunun işareti. Sektör son yıllarda ilk kez ÜFE’nin altına inerken, büyüme böyle devam ederse, dokuzuncu ayda ve yılsonunda TÜFE’nin de altında kalacak gibi görünüyor. Ancak tüm dünyada bir durgunluğun yaşanması, örnek vermek gerekirse, Swiss Re gibi bir dünya devinin bile küçülmesi (sayfa: 47), Türkiye sigorta piyasasındaki daralmanın çok da anormal olmadığını gösteriyor. Özellikle dünyadaki türbülansla birlikte bireysel kredi faizlerinin yükselmesi, zaten durgunluk eğilimi gösteren araç satışlarını azaltırken, sigorta sektörü de kaskodaki düşüşle bu durgunluktan nasibini aldı. Mevcut durumda sektör temsilcilerinin geneli, yılsonunda prim üretiminde geçen yıla göre büyüme kaydedilmesi konusunda umutsuz. Yılın bundan sonraki döneminde sigorta talebinde kayda değer bir yükselme beklemeyen sigortacılar, 2008 yılının enflasyonun altında bir büyüme rakamıyla kapanacağını düşünüyorlar. Sektör, rekabet şartları sonucunda düşen prim fiyatlarının da büyümenin düşük kalması üzerinde etkili olduğu görüşünü taşıyor.


ANADOLU SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ MUSTAFA SU:

Reel büyüme daha da azalabilir

2008 yılı ilk 3 aylık dönemde toplam prim üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artarak 3 milyar 245 milyon YTL’ye ulaştığını belirten Mustafa Su, 2008 yılı ilk 6 aylık dönemde prim üretimindeki artışın yüzde 12,4'e gerilediğine dikkat çekti. Su, “Buna karşın 2008 yılı ilk 3 aylık dönemde yıllık TÜFE oranı yüzde 9,15 iken 6 aylık dönemde yüzde 10,61'e yükseldi. Bu verilere bakılacak olursa, prim üretimindeki reel büyümenin azalan bir seyir izlediği görülüyor. Sürecin bu şekilde devam edeceği varsayılacak olursa 2008 yılının ilerleyen dönemlerinde de reel büyümenin bir miktar daha azalması beklenebilir” diye konuştu.
Genel toplamda poliçe adedinde düşüş olduğunun tahmin edildiğini söyleyen Su, “Anadolu Sigorta olarak uygun riske uygun fiyat politikasını benimsediğinden sektörümüzün özellikle 2007 yılının ikinci yarısından itibaren girdiği aşırı fiyat rekabetinde yer almadı“ dedi. Su, Sağlık branşında 2008 yılının ilk 6 ayında üretim artışının 2007'nin aynı dönemine göre yüzde 10.6 gerisinde kaldığını kaydederek, bu oranın enflasyon oranı civarında olduğunu söyledi. Su, “Bunun önemli bir nedeni sektörde, grup sağlık sigortası kapsamında sigortalanan firmalarda, -hasar prim oranı iyi olanlara- yenileme dönemlerinde, geçen seneki primlerinin altında tutarlar ile teklif verilmesi olduğunu düşünüyoruz. Bu durum grup poliçelerinin prim artışıyla değil, prim indirimi yapılarak yenilenmesine neden olmakta, bu ise sağlık branşındaki prim artış oranını düşürüyor” dedi.
Su, yangın ve mühendislik sigortalarında da büyüme hızında yaşanan düşüşün önemli nedenlerinden birinin dünya çapında yaşanan ekonomik sıkıntıların sigorta sektörüne yansıması olduğuna dikkat çekti. Su, “Bir diğer sebep olarak sigorta bedellerinin artmasına rağmen, sektörde yaşanan yoğun fiyat rekabeti sonucunda, sigorta primlerinin düşmesi de sayılabilir. Anadolu Sigorta olarak kârlılığı da dikkate alan sürdürülebilir büyüme stratejimiz doğrultusunda izlediğimiz risk kabul politikaları gereği artan teknik kârlılık oranımız, prim üretiminde bir miktar düşüş olarak kendini göstermiştir” diye konuştu.

İÇ TALEPTE DARALMA YAŞANDI
“2007 yılında bireysel kredi hacmi; -taşıt kredilerinde görülen yüzde 7,6 oranındaki azalmaya rağmen- konut kredi hacmindeki yüzde 38,8’lik büyümenin etkisiyle önemli oranda yükselmiştir” diyen Su, şöyle devam etti: “2007 yılında bireysel kredi hacminin büyümesinde, -azalma eğiliminde olmasına rağmen- ekonomik canlılığın devam etmesinin yanı sıra, faiz oranlarında önemli bir volatilitenin görülmemesi de etkili olmuştur. Tüm bu ekonomik koşullar altında hayat dışı şirketler prim üretimi 2007 yılında yüzde 15,9 oranında büyüyerek reel gelişim gösterdi. Kesin olmayan BDDK verilerine göre de 2008 yılının Haziran ayında, konut kredileri hacmindeki büyümenin devam ettiği, taşıt kredilerinin hacminin ise değişmediği görülüyor.”
2007 yılında iç talep unsurlarında göreceli bir daralma gözlendiğini kaydeden Su, özellikle tüketim kalemlerinde azalmanın takip eden süreçte sanayi üretimine, özellikle de imalat sektörüne yansıyabileceğine dikkat çekti. Su, “İlk çeyrek verileri her ne kadar güçlü ve dengeli bir büyümeye işaret etse de, yılın tamamı için sağlam bir öngörü yapmak için şu aşamada yeterli değil. Enflasyon rakamları dikkate alındığında toplam üretim rakamlarında binde 8 oranında bir reel büyüme söz konusudur. Bu durumun ana sebeplerinden birisi 2008 yılında iç talepteki azalmayla da bağlantılı olarak sigorta talebinde meydana gelen değişikliktir“ diye konuştu.

**
TSRŞB GENEL SEKRETERİ ERHAN TUNÇAY:
Sektör enflasyonun üzerinde büyür

Sigorta sektöründe 2003-2007 yılları arasında prim üretimindeki artış rakamları incelendiğinde sürekli olarak enflasyonun üzerinde bir büyüme kaydedildiğini belirten
TSRŞB Genel Sekreteri Erhan Tunçay, “Bu nedenle, önümüzdeki 6 aylık dönemde ciddi bir ekonomik istikrarsızlık yaşanmadığı takdirde yine enflasyonun üzerinde bir büyüme sağlanabileceği düşünülüyor” dedi.
Kasko’daki büyümenin geçen yıla göre yüzde 2.26 gibi düşük oranda olmasının ana sebebini ülkemizde yılın ilk yarısında yaşanan siyasal ve ekonomik gelişmeler neticesinde yaşanan durgunluğa bağlayan Tunçay, “Yeni araç satışlarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12’lik bir artış olmasına rağmen poliçe sayısındaki artış yüz de 5.93 oldu. Bunun başlıca sebepleri ekonomik durgunluğun neticesinde eski araç sahiplerinden bir bölümünün kasko sigortası yaptırmaktan vazgeçmeleri ve ikinci el oto satışlarında meydana gelen yavaşlamadır” dedi.
Poliçe adetleri bakımından 2008 yılının ilk 6 aylık verileri incelendiğinde, 2007 yılının aynı dönemine göre hayat dışı sigortalarda yüzde 8,08‘lik artış, hayat sigortalarında ise yüzde 9,16’lık bir azalma yaşandığını ifade eden Tunçay, “Hayat sigortalarındaki azalışa banka kredi hacmindeki daralmanın neden olduğu düşünülüyor. Geçmiş yıllarda poliçe sayısındaki artış trendi de göz önüne alındığında 2008 yıl sonu itibariyle poliçe sayılarında bir azalma yaşanması beklenmemektedir” dedi.
“Yangın sigortalarında da son dönemlerde sadece mevcut portföylerin devam ettiği bir süreç yaşanmıştır” diyen Tunçay, yeni işlerin sektöre kazandırılmasında yaşanan zorlukların yanı sıra yıllardır bu branşta gündeme gelen aşırı fiyat rekabeti istenen büyüme seviyesinin altında kalınmasına yol açtığını ifade etti.
Sağlık sigortalarında Genel Sağlık Sigortası uygulamasının kamuoyunun gündemini uzun süredir meşgul ettiğini kaydeden Tunçay, şunları söyledi: “Genel Sağlık Sigortası ile ilgili süreçte özel sağlık sigortalarının işleyişini yakından ilgilendiren bu konuda yaşanan belirsizlikler, sigorta şirketlerinin karar mekanizmalarını zorlamış, kamuoyunda oluşan beklenti özel sağlık sigortalarının artmasına engel teşkil etmiştir. Sigorta sektörü de diğer sektörlerde olduğu gibi ekonomide yaşanan dalgalanmalardan etkilenmektedir. Ancak bu etkilerin sonuçları bazı durumlarda uzun dönemde, bazı dönemlerde ise daha kısa bir süre içerisinde etkisini hissettirmektedir. Söz konusu dönemdeki enflasyon oranının % 10.6 olarak gerçekleştiği göz önüne alındığında hayat dışı branşlarda enflasyonun çok az üzerinde bir büyümenin gerçekleştirildiği görülmektedir. Şirketlerin 2008 bütçe ve planlarını 2007 yılının son çeyreğinde sonuçlandırmış olmaları ancak, 2008 yılında ilk üç aylık döneminde petrol fiyatlarındaki artış, faizlerdeki yükselme ve küresel kriz nedeniyle ekonomik konjonktürün şirketlerin beklentilerinden daha farklı gelişmesi ve takip eden günlerde siyasi belirsizlik ortamı sigorta sektörünün bu gelişmelerden etkilenmesine ve geçmiş yıllarda gösterdiği büyüme trendinin bir miktar gerisinde kalmasında etkili olmuştur.”

EKONOMİDEKİ GELİŞMELER SEKTÖRÜ ETKİLER
Ekonomide yaşanan gelişmelerin bankaların kredi politikalarını da etkilediğini ifade eden Tunçay, faiz oranlarının yükselmesi ile birlikte yaşanan belirsizlik ortamı tüketici kredileri başvurularını azalttığını söyledi. Tunçay, “Son dönemlerde hayat sigortaları portföyünün büyük çoğunluğunu bankalarca verilen krediler nedeniyle düzenlenen hayat sigortası poliçelerinin oluşturduğu göz önüne alındığında bu branşta istenen gelişmenin altında kalınabileceği düşünülmekle birlikte yukarıda verilen poliçe sayısı ve prim artış oranları dikkate alındığında bu etkinin önümüzdeki dönemlerde görülebileceği düşünülmektedir” dedi.

**
AIG SİGORTA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI SEMA BULUTLU:

Mevcut sigortalar bile yenilenmiyor

Siyasi istikrarsızlığın getirmiş olduğu ekonomideki durgunluğun sigorta sektörü prim üretim artışında olumsuz etkisini gösterdiğini belirten AIG Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Sema Bulutlu, “Diğer taraftan filo araç sahipleri, sigorta yaptırmak yerine kendi içlerinde oluşturmuş oldukları havuz sayesinde alternatif korunma yöntemleri getirerek sigorta pastasından bir dilimi eksilttiler. Yılsonunda 2008 ilk dönem artışa paralel bir artışın sigorta sektöründe gerçekleşeceğini düşünmekteyiz” dedi.
Sema Bulutlu, büyüme oranının düştüğüne dikkat çekerek, “Gizli işsizlik artmıştır. Borsa rakamları düşüş göstermiş, sıcak para geçen yıl geliş yaparken bu yıl çıkış yapmaktadır. Yabancı sermaye girişi yarı yarıya azalmıştır. Toplam dış borç artmıştır. İşadamı, özel sektör herkes borçlu durumdadır ve halen dünyanın en yüksek faizini biz veriyoruz. Tüm bu ekonomik göstergeler yatırımı durdurmuş ve kişilere parayı saklamalarını mecbur kılmıştır. Ekonomik göstergelerden sigorta sektörü de nasibini almış ve yeni yangın ve inşaat sigorta işleri gelmemiş ve hatta bazı firmalar/kişiler “tasarruf” adı altında mevcut sigortalarını yeniletmemişlerdir” diye konuştu.
Ülke ekonomisindeki gelişmeler ve Basel Kriterleri çerçevesinde; bankacılık sektöründe genel bir eğilim olarak şube ve müşteri segmentasyonuna gidildiğine dikkat çeken Bulutlu, müşteri segmentasyonu konusunda bankaların hedef kitlesinin KOBİ müşteriler olduğunun görüldüğünü söyleyerek, “Burada sigorta manasında rekabet daha fazla fiyat konusunda yapıldığı için risk aynı kalmak kaydıyla fiyatlar gün geçtikçe düşüyor. Yüksek enflasyon ortamında bankaların işlemleri ve stratejileri, normal ortama göre daha farklı oluyor. Bir yandan bankalar enflasyonun zararlı etkilerinden kaçınmaya çalışmakta, diğer yandan ise belirsizliklerin üstünden gelme ve risk alma yöntemlerini yeniden gözden geçiriyorlar” dedi.

EKONOMİK İSTİKRARSIZLIK PRİM KAYBINA NEDEN OLUYOR
“Ekonomik istikrarsızlık ve kronik enflasyon dönemlerinde, sektörü olumsuz etkileyen bir diğer sorun da, problemli kredilerin artmasıdır” diyen Bulutlu, artan faiz yükünün banka alacaklarının tahsilini sınırlandırıcı bir etki yarattığını söylerek şöyle devam etti: “Vadesinde ödenmeyen alacaklar banka kaynaklarının akışkanlığını azalttığı gibi kaynak maliyetinin artması sonucunu da doğuruyor. Enflasyonun düşürülmesiyle birlikte sağlanacak ekonomik istikrar ile hem banka kredileri donmuş karakterinden kurtulacak, hem de tahsili gecikmiş alacakların kaynak maliyetine yansıyan yükü azalmış olacak. Türkiye’de faiz oranlarında meydana gelen artışlar, piyasaların yüksek oranda enflasyon beklentilerinden kaynaklanıyor. Bu durum sigorta sektöründe de olumsuz yansımalara ve prim kaybına sebebiyet veriyor.”

**
AVİVA SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ ERTAN FIRAT:

Büyüme zor

2008 yılında sigorta sektöründeki büyümenin yüzde 10'lar seviyesinde gerçekleşeceğini kaydeden Aviva Sigorta Genel Müdürü Ertan Fırat, “ Reel büyüme olasılığının çok düşük bir ihtimal olduğu kanaatindeyiz” dedi. Sektörde poliçe sayısında yüzde 13 bir küçülme olduğunu kaydeden Fırat, “Sektör hayat dışı branşlarda 2007 yılının ilk üç ayında 7.957.239 poliçe ve 2008’in ilk 3 ayında 6.922.803 adet poliçe üretmiştir. Yangın ve mühendislik branşlarındaki ana direkt etken sırasıyla kurdaki gerileme ve inşaat sektöründeki tıkanlıktır, bu faktörlere yoğun fiyat rekabeti de eklendiğinde büyüme oranı enflasyonun altında kalmıştır” dedi. Türkiye'de yaşanan siyasi istikrarsızlığın sigorta sektörünü hızlı bir şekilde ve direkt olarak etkilediğini belirten Fırat, Aviva Sigorta olarak yılsonunda yüzde 16 büyüme hedeflediğini ve karlılığını da bir önceki yıla oranla artıracaklarını söyledi.

**
BİRLİK SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ NİYAZİ KOÇAK:

Şirketler pazar payını korumaya yöneldi

Yılın ilk 6 ayında Türkiye’de yaşanan siyasal ve ekonomik belirsizliğin ve dünya finans piyasalarında yaşanan çalkantıların etkisi ile hayatdışı sektörde yılsonunda yüzde 1-2’lik küçük bir reel büyüme gerçekleşeceğini öngören Birlik Sigorta Genel Müdürü Niyazi Koçak,
lokomotif branş kasko ile ilgili olarak ise şunları söyledi: 2008 yılı ilk 6 aylık dönemde poliçe adetleri % 6 civarında artmış, ortalama kasko primlerinde %3,5’lik bir azalma gerçekleşmiştir. Diğer taraftan kamyon ve otobüs gruplarında ise poliçe adedinde azalma izlenmektedir. Tüm bu veriler doğrultusunda kaskoda beklenenin altındaki büyüme 3 ana gerekçeyle açıklanabilir. Öncelikle ülkemizde özellikle yılın 2. çeyreğinde yaşanan siyasal dalgalanmaya, global ekonomik durgunluğun da katılımıyla, yılın ilk yarısında yaşanan ekonomik durum sonucunda, özellikle hususi otolarda satış adetleri düşmüştür. Pazardaki büyümenin devam etmemesi, sektör oyuncularını fiyat rekabetine ve pazar paylarını korumaya yönlendirmiştir. Bu arada sektörde yaşanan ortaklık yapısı değişiklikleri ile birlikte pazar payını koruma gayreti ve izlenen agresif fiyat politikaları, fiyatlar genel seviyesinin düşmesine neden olmuştur. Dolayısıyla; hususi otolarda ortalama prim aynı seviyelerde kalırken, kamyonet ve minibüs gibi ticari grupta ortalama primler düşmüştür. Yine ekonomik durgunluğun bir sonucu olarak; yaşanan iş kayıpları ve bu arada akaryakıt maliyetlerinin ciddi oranlarda artmasının da etkisi ile, kamyon ve otobüslerde poliçe adetlerinde azalma görülmüştür. Son olarak durgunluk dönemlerinde tüketiciler tarafından gider azaltma tedbirleri alındığında, sigorta giderleri maalesef ilk vazgeçilecek kalemler arasında yer almakta, bu da sektöre negatif olarak yansımaktadır.

İNŞAAT SEKTÖRÜ DURUNCA…
Koçak, genel olarak poliçe bazında artış olduğunu söyleyerek, kamyon ve büyük otobüs gruplarında azalışın dikkat çektiğini, bunun da ülkenin ekonomik göstergeleriyle açıklanabilecek bir değişim olduğunu ifade etti. Yangın, mühendislik ve sağlık branşlarındaki daralmayı da benzer şekilde ekonomi ile doğrudan bağlantılı bir yavaşlama olarak değerlendiren Koçak, “Son yılların gözde sektörü olan ve ekonominin durumu için çok önemli bir gösterge sayılan inşaat sektöründeki duraklama, yangın ve mühendislik branşındaki yavaşlamanın önemli sebebi olarak değerlendirilmektedir. Daralma, üretim sektörünün yılın ikinci yarısında göstereceği performansa bağlı olarak değişim gösterecektir.

PAZARIN GENİŞLEMESİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Ülkemizdeki ekonomik gidişat, global ekonomideki türbülans ve bankaların kredi politikasının sigorta sektörünün sonuçları üzerindeki etkilerini sektörün sonuçlarını önemli ölçüde etkileyen 3 faktör olarak değerlendirdiğini belirten Niyazi Koçak şöyle devam etti: Aslında bu 3 faktör birbirleriyle doğrudan ilişkili olup birbirini tetiklemektedir. Yatırımların yavaşlaması, üretim sektöründeki kapasite kullanım oranlarının düşmesi, iç ticaretin ve hatta sınır ülkeleriyle karayoluyla yapılan dış ticaretin azalması, sektörümüzü doğrudan etkilemektedir. Bireysel kredi faizlerinin yükselmesi, konut ve araç kredilerinde azalmayı da beraberinde getirmiştir. Sonuç olarak sayılan bu hususların olumsuz sonuçları, poliçe adetlerinin artışı, yani pazarın genişlemesinin önündeki önemli engellerdir.

“ACENTENİN GÜCÜNÜ ARTIRACAĞIZ”
Niyazi Koçak, şirketin yılsonu beklentileriyle ilgili olarak ise şöyle konuştu: Birlik Sigorta olarak hedefimiz, ‘kârlılık içinde büyüme’ anlayışımız gereği olarak daha kârlı sigorta branşlarında yoğunlaşmaktır. Bu bağlamda 2008 yılının ilk yarısında Halkbank ile olan işbirliğimiz güçlendirilip, özellikle yangın branşında önemli gelişimler sağlanarak %45’lik bir prim üretim artışına ulaşılmıştır. Yılsonuna kadar bu artış oranımızı korumayı ve yükseltmeyi hedeflemekteyiz. İlk 6 aydaki banka kaynaklı üretimin, toplam üretim içersindeki payı %38’e ulaşmış olup, Halk Bankası ile olan sıkı işbirliğimizi ve çalışma sistematiğimizi daha fazla geliştirerek, bu oranı artırmayı hedefliyoruz. Bizim için acentelerimiz çok önem verdiğimiz bir satış kanalıdır. Yılın ikinci yarısında acentelerimize yönelik olarak satış etkinliğini ve motivasyonu artırıcı, kârlı üretimi teşvik edici uygulamalar ile bu alandaki etkinliğimizi ve gücümüzü de önemli seviyelere taşımayı planlamaktayız.

**
GENERALİ SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ YARDIMCISI NABİ KARADAĞ:
Hayatdışında reel büyüme zor

2008 yılında hayatdışında reel büyüme sağlanmasının zor olacağına dikkat çeken Generali Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Nabi Karadağ, “Mevcut trendin devam edeceği düşünülürse 2008 yılsonu toplam hayat dışı sektörel büyümenin ilk 3 ve 6 aylık sonuçlar civarında bir yerlerde olacağı öngörülebilir. 2007 yılına baktığımızda da ilk 3 ayda daha hızlı bir artış görülürken 6'ncı ayda ve yılsonunda artış oranlarının düştüğü görülmektedir. Bu bağlamda 2008 yılsonu itibarıyla hayat dışında reel büyüme sağlanması zor gözükmektedir” dedi.
Kaskoda 2008 yılının ilk 3 aylık döneminde yüzde 9,5 civarında olan artış hızının ilk 6 aylık dönemde yüzde 2,3 civarına gerilemesini konjonktürel ve dönemsel değişimlerle birlikte sektörel etkenlere de bağlayan Karadağ, şunları söyledi:
“Bir taraftan araç değerlerinin fazla değişim göstermemesi, hatta birçok marka ve modelde düşmesi, diğer yandan da fiyat düzeylerinin baskı altında olması, konjonktürel ve dönemsel faktörlerle birlikte bu sonucu hazırlayan nedenler arasında sayılabilir.”
2008 yılı ilk 3 aylık sonuçlarına bakıldığında poliçe sayılarındaki artışın yüzde 9,8 'ler civarında olduğunu ifade eden Karadağ, ilk 3 aylık sonuçlar itibarıyla kasko poliçe sayısındaki artışın prim üretim artışının bir miktar üzerinde olduğuna dikkat çekti.

KONJONKTÜR VE REKABET OLUMSUZ ETKİLEDİ
Yangın branşında görülen düşüş eğiliminin 2007 yılı ortalarından beri devam ettiğinin altını çizen Karadağ, “2007 yılı ilk 6 aylık verilerine göre yangın prim üretimi yüzde 15 civarında artarken bu oran 2007 yılı sonunda yüzde 7,45'e düştü. 2008 yılı ilk 6 aylık sonuçları da 2007 yıl sonu oranlarıyla benzerlik göstermektedir. Bu veriler ışığında yangın branşındaki bu daralmanın devam edeceği öngörülebilir. Mühendislik branşında ise 2007 yılı ilk 6 aylık dönemde yüzde 32 olan prim üretim artışı 2007 yılı sonunda yüzde 21,5'e, 2008 yılı ilk 6 aylık verilerine göre de yüzde 5 'e geriledi. Yangın branşındaki düşüşün nedenleri kaskoda olduğu gibi konjonktürel ve sektörel faktörlere bağlanabilir. Diğer bir deyişle bir taraftan ekonominin genel gidişatından diğer yandan da rekabetten kaynaklanan nedenler söz konusu. Mühendislik branşında ise daha ziyade konjonktürel etkenlerin ve buna bağlı olarak yeni projelerin azalmasının bu düşüşe yol açtığı varsayılabilir.”
“Ülkemizdeki ekonomik durumun sektörümüzün performansı üzerinde etkisi yadsınamaz “ diyen Karadağ, ancak bu etkinin branşlar itibarıyla farklılık gösterdiğini söyledi. Genel Müdür Yardımcısı Karadağ, ” Yeni yatırımlara ve projelere bağlı olan mühendislik branşında ekonomik gidişatın ağırlığı daha fazla dikkat çekmektedir. Diğer yandan 2008 yılının ilk 6 ayında toplam taşıt satışlarının yüzde 12, otomobil satışlarının ise yüzde 18,2 arttığı düşünülürse ekonomik gidişatın 2008 yılı 6 aylık kasko sonuçları üzerindeki etkisinin görece olarak daha az olması gerektiği düşünülebilir” dedi.
Generali Sigorta olarak 2008 yılı sonu itibariyle dengeli büyüme performansını sürdürmeyi hedeflediklerini kaydeden Nabi Karadağ, konuşmasını şöyle tamamladı: “Şirketimiz proaktif bir sistem içinde daha hızlı ve efektif bir operasyonel yapı oluşturarak acentelerimizin verimliliklerini artırmaya yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.”

**

DEMİR SİGORTA GENEL MÜDÜRÜ ALİ ERSOY:
Sigorta sektöründe reel büyüme olmayacak

2008 yılının ilk 6 aylık döneminde sigorta sektöründe reel bir büyümenin gerçekleşmediğini kaydeden Demir Sigorta Genel Müdürü Ali Ersoy, “Global bir finans krizinin yarattığı dalganın ve milli boyuttaki siyasi belirsizliğin yer aldığı bir ortamda doğal olarak ekonomik bir durgunluk meydana geldi. Siyasi belirsizliğin var olduğu bir ortamda canlanmadan değil de daralmadan söz etmek kaçınılmaz. Ne var ki faaliyet kaynaklı fiyat artışı sonucunda çift haneli enflasyonun yaşanacağı bir ortamda reel bir büyümenin söz konusu olmadığını düşünüyoruz” dedi.
Demir Sigorta olarak bu süreçte hedeflerini tutturma gayreti içinde olduğunu belirten Ersoy,
“Ancak reel büyümenin gerçekleşmeyeceği bir ortamda dağıtım kanallarına daha çok yüklenmemiz gerekmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

KAZA SİGORTALARINDAKİ GERİLEME KAPATILAMADI
Ekonomideki durgunluğun ve siyasi belirsizliğin yarattığı ortamın sektörü de olumsuz etkilediğini belirten Ersoy, “Tüketici kredilerindeki daralma, yatırımların beklemeye alınması ve likidite darlığı gibi etkenlerden dolayı reel bir büyüme söz konusu olmadı. Yıl sonuna kadar da reel bir büyüme söz konusu olamayacaktır. Zira enflasyonun artacağı yönünde bir beklenti yok. Şöyle ki ilk 6 aylık dönem içerisinde açıklanan ÜFE yüzde 18,41'lik oran ile TÜFE'deki yüzde 12,06'lık oran dikkate alındığında, henüz tüketici fiyatları endeksine yansımamış bir maliyet enflasyonunun olduğu görünüyor” diye konuştu.
İlk 6 ay içinde 19 bin araç satılmasına rağmen ülkenin ve sigorta sektörünün lokomotifi olan kaza sigortalarındaki gerilemeyi kapatmaya yetmediğini belirten Ersoy, “2008 yılının 6 aylık döneminde kaza sigortalarındaki artış yüzde 2,3 oldu. İlk 6 aylık prim üretimi geçen yıla göre yüzde 12 artarak 6 milyar 233 milyon YTL oldu. Bir önceki senenin 6 aylık dönemindeki büyüme yüzde 15 oranında gerçekleşmişti. ÜFE'de yıllık artış yüzdesi 18,41, TÜFE'de yıllık artış yüzdesi 12,06 olmuştur. Bu verilerden de görülebileceği gibi sigorta sektörümüz ilk 6 ayda reel bir büyüme yerine gerileme göstermiştir” diye konuştu.
Ara mallar, enerji ve doğalgaza yapılan zamların maliyet enflasyonu yaratacak etkenler olduğunu kaydeden Ersoy, “İlk başta üreticinin maliyetlerinin artışıyla başlayacak olan fiyat
artışı yıl sonuna doğru ÜFE ve TÜFE'nin arasındaki farkın kapanması sonucunda enflasyon hanesi yüzde 18'lere ulaştığında sektörümüzdeki artışın bu oranın altında kalacağını düşünüyoruz. Uçak yakıtlarına yapılan zammın turistlerin yaptırdıkları rezervasyonların iptaline sebep oluyorsa, bundan sigorta sektörü de etkilenecektir” diye konuştu.
Kazanın totalde yüzde 8 nispetinde büyümesinin içerisindeki kasko branşına ilişkin büyümenin bir önceki yıla göre yüzde 2,32'lik çok düşük bir oranda kalmasının ana unsurun tüketici kredilerindeki durgunluk ve global krizin etkisi olduğunu belirten Ersoy, şunları söyledi: “Özellikle sıfır araçların satışı konusundaki durgunluk, tüketicinin kendisini beklemeye alması enflasyonun altında bir büyümeye sebep oldu.
Yukarıda belirtilen sebeplerden de etkilenen ülke ekonomisinin iç siyasal çalkantılardan da (Anayasa Mahkemesi'nin AKP'yi kapatma davası gibi) etkilendiği aşikar. Ülkemizde sigorta sektörünün ana dinamiği motor sigortaları. Motor sigortaları da doğal ülke ekonomisindeki kalkınma, yatırım, enerji, montaj ve tarım kanallarındaki gelişmelerden veya kararlardan doğrudan etkilenmektedir. 2008'in ilk çeyreğinde sigorta sektöründe yapılan poliçe adetlerine bakıldığında, 2007'in ilk çeyreğindeki orana göre yüzde 25,96'lık bir büyüme olduğu görülüyor. 2007'in ilk çeyreğindeki toplam poliçe adedi 11,151,649 iken, 2008'in ilk çeyreğinde bu rakam 14,046,798 oldu.”
Ersoy, diğer branşlarda yaşanan büyümeyle ilgili de şu değerlendirmeyi yaptı: “Yangın branşında büyüme yüzde 7, daskta yüzde 17, nakliyatta yüzde 18, trafikte yüzde 15, ferdi kazada yüzde 28, mühendislikte yüzde 5, tarımda yüzde 84, sağlıkta yüzde 11 ve hayat sigortalarında yüzde 17 oranında gerçekleşti. Buradan da görüleceği üzere ÜFE'deki yüzde 18,41'lik artış göz önüne alındığında tarım ve ferdi kaza branşlarındaki artış dışında reel bir artış söz konusu değildir. Tarımdaki artışın da TARSİM uygulamasının bir sonucu olarak zorunlu bir artıştan kaynaklandığı, ferdi kazadaki artışın ise kurumsal poliçe (eğitim ve okul menşeinin) artışı olduğu görülüyor.”

SAĞLIKTA KÜÇÜLME VAR
Sağlık sigortalarının geçen seneye göre olan yüzde 11'lik artışla medikal enflasyon altında kaldığını ifade eden Ersoy, medikal enflasyonun her zaman TÜFE üzerinde gerçekleştiğini söyledi. Ersoy, “Bu gerçeği dikkate aldığımızda sağlık sigortalarında büyümeden değil reel olarak küçülmeden dahi söz etmek mümkün. Bunun nedeni olarak genel ekonomik durgunluğun diğer sigorta branşlarına göre kısmen lüks sayılabilecek sağlık sigortasını daha çok etkilemesi sayılabilir” dedi.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız, eğer kayıtlı değilseniz lütfen ilk önce kayıt olunuz.

busy